gül gözlüm

Hakkımda




Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* menzil.net
* nasihatler.net

Kategoriler


Arkadaşlarım


digilak

kilim ve keramet

Bir gün Yûsuf-i Bahirânî isminde bir zât kendi kendine;"Bâyezîd-i Bistâmî'nin yanına gideyim, eğer, açıktan bir kerâmet gösterirse velî olduğunu kabûl edeyim, böylece onu imtihân etmiş olayım." diye düşündü.

Bu düşünce ile, Bâyezîd-i Bistâmî'nin bulunduğu yere geldi. Bâyezîd-i Bistâmî onu görünce buyurdu ki;

-"Biz kerâmetlerimizi, talebelerimizden Ebû Saîd Râî'ye havâle ettik. Sen ona git."

Bu kimse gidip, Ebû Saîd Râî'yi sahrada buldu. Kendisi namaz kılıyor, koyunlarına da, kurtlar bekçilik ediyordu. Namaz bitince, gelen kimse kendisinden tâze üzüm istedi. Oralarda üzüm bulunmazdı ve zamânı da değildi. Ebû Saîd Râî, asâsını ikiye bölüp, bir parçasını gelen kimsenin tarafına, diğer kısmını da kendi tarafına dikti. Allahü teâlânın izni ile, hemen o parçalar asma oldu ve tâze üzüm verdi. Fakat, Ebû Saîd tarafında bulunan üzümler beyaz, gelen kimsenin tarafında bulunan üzümler siyah idi. O kimse, üzümlerin renklerinin farklı olmasının sebebini sordu. Ebû Saîd Râî;

-"Ben, Allahü teâlâdan, yakîn yolu ile istedim. Sen ise imtihan yolu ile istedin. Dolayısıyle, renkleri de niyetlerimize uygun olarak meydana geldi." buyurdu ve o kimseye bir kilim hediye edip, kaybetmemesini tenbih etti. O kimse kilimi alıp, hacca gitti. Fakat, kilimi, Arafat'da kaybetti. Çok aradı ise de bulamadı. Hac dönüşünde, Bistâm'a, Bâyezîd hazretlerinin yanına uğradı. Baktı ki kaybettiği kilim, Bâyezîd-i Bistâmî'nin önünde duruyor. Bu hâdiselere şâhid olduktan sonra, böyle yüce bir zâttan, kerâmet istediğine çok pişmân oldu. Tövbe ve istigfâr edip, Bâyezîd-i Bistâmî'nin talebeleri arasına katıldı.


KaTre


Tarih: 19:33, 10/9/2007 Kategori: bilvanis ailesi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

KABUL BUYURDULAR

imkansızlıklar bile karşısında duramıyor
umudum tükenmiş bitkin düşmüşken
o birden bire bana lütfediyor kabul buyuruyor

her kapı açılışında yüreyim bir çocuk gibi çarpıyor
ellerim titriyor
gözlerim doluyor
belki sevgilidir diye

yok vakit geçmiyor
sabırsızlık her yanımı sarıyor
işte o an görünmesine gerek yok gölgesi yetiyor
allahım gavsım geçiyor

yürümüyor uçuyor
tövbesini veriyor nazarını ediyor ve gidiyor

 

 

 

x21cr13



Tarih: 19:25, 10/9/2007 Kategori: bilvanis ailesi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Böyle bir dostunuz oldumu?

Foruma ilaç gibi gelecek yazı...
Daima düşünceli idi.Susması konuşmasından uzun sürerdi; lüzumsuz yere konuşmaz konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
 Dünya işleri için kızmazdı. Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi... Affediciliği tabii idi. İntikam almazdı.
 Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
 Kendisini üç şeyden alıkoymuştu; Kimseyle çekişmezdi, çok konuşmazdı, faydasız boş şeylerle uğraşmazdı.
 Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi; hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınamaz, ayıplamazdı, kimsenin kusurunu araştırmazdı.
Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.Yanında en son konuşanı, ilk önce konuşan gibi dikkatli dinlerdi.
Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse O da güler, bir şeye hayret ederlerse O da onlara uyarak hayret ederdi
Gerçeğe aykırı övmeyi kabul etmezdi.
Her zaman ağırbaşlıydı. Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
 Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü, ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti
 "Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi yaşa!"
Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu, yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık olurdu.
Adet üzere sarf edilen hiçbir kötü söz ağzına almadı.
Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi, öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.Önüne ne konulursa yerdi.
 Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi: "İlahi doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa maruz kalmaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım."
Sıradan değildi; sıradan insanlar gibi yaşadı.

ISTE O, PEYGAMBER EFENDIMIZ SALLALLAHU ALEYHI VE SELLEM İDİ...

 


Tarih: 19:18, 10/9/2007 Kategori: bilvanis ailesi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->